İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sinema/Tiyatro/TV

Hayata Olan Bakış Açınızı Ters Düz Edecek 7 Film Önerisi

Hayata Olan Bakış Açınızı Ters Düz Edecek 7 Film Önerisi
1
+ - 0

Bazen içinde bulunduğumuz hayat öyle alışagelmiş bir hal alır ki başka insanlara zarar veren eylemleri bile yadırgamaz hale geliriz. Kitlelere eziyet çektiren olguları normal bulmaya başlarız ve bunlar kendi söylemlerimizde de hareketlerimizde de yerini bulur. Çünkü o ‘şey’e çok fazla maruz kalmışızdır. Çok fazla maruz kaldığımız her durum bizde normalleşme etkisi yaratır. Geri çekilip bir bakmak içinse bir kitap ya da hayata olan bakış açınızı ters düz edecek film önerisi işe yarar. Sorgulamamızı ve “Bu iş böyle olmaz” dememizi sağlar. Bu açıdan hayata bakış açınızı ters düz edecek film önerisi skalası da pek geniş sayılmaz. İnsanlar uyanmaktansa uyumak için söylenen ninnileri tercih ederler çünkü böylesi daha kolaydır. Hiçbir eyleme ya da değişikliğe sebep olmazlar. İşte gözünü açmak isteyenler için hayata olan bakış açınızı ters düz edecek yedi film önerisi

Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim (I Am Not an Easy Man)

En güzel film önerisi olan bu filmde, Kadın avcısı Vincent Elbaz, cinsiyet rollerinin tam tersi olduğu paralel bir evrende gözlerini açtığında uzun bir süre neler olduğunu anlayamaz ve bu evrende aslında kendi konumunun ne olduğunu keşfetmeye çalışır.

Gerçek hayatta alıştığımız için çoğunu görmezden geldiğimiz cinsiyet rolleri her şeyin ters olduğu paralel evrende cinsiyetler arasında değiş tokuş edilmiş olsa? Acaba bize nasıl görünürdü. İşte Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim filmi bu soruyu çok keyifli bir dille irdelerken tabu haline gelmiş her şeye de dokunuyor. İzledikten sonra etkisini uzun süre devam ettiren filmden sonra bu rolleri hayatınızda kabullenmemek ve tersine gitmek de sizin elinizde.

Hişt! Kadınlar Çığlık Atmaz (Hiss! Dokhtarha Faryad Nemizanad)

https://www.youtube.com/watch?v=qmNhItSBAcw

Yedi film önerisi içerisinde ikinci sırada İran Filmi var. İran filmi olan Hişt! Kadınlar Çığlık Atmaz’da Şirin evliliğine çok az bir zaman kala onun sessiz ve sakin kişiliğinden hiç beklenmeyen bir şey yapar ve bir adamı öldürür. Herkes bu duruma şok olmuştur fakat asıl gerçek mahkeme sürecinde ortaya çıkacaktır.

Küçük yaşta taciz ve tecavüze uğrayan kız çocuklarının ailelerinin adları çıkmasın diye büründüğü suskunluk, çocuğun kendinde bir sorun olduğunu düşünerek büyümesi ve kimse bilmediği için kimseden yardım alamaması, ailelerin bilgisizliği ve cahilliği film boyunca sizin de yakanızı sıkıyor gibi olacak ve filmin sonunda düşüneceksiniz, asıl katil kimdi? Cinayeti işleyen eller mi yoksa toplum mu?

Hayatımın Kararı (Time of My Life)

Gerçek bir yaşamdan yola çıkılarak yazılmış ve çekilmiş Hayatımın Kararı filminde Mario’ya MS teşhisi koyulmuştur ve yıllar geçtikçe bedeninin hakimiyetini kademe kademe kaybetmeye başlar. Bu noktada yatalak kalma düşüncesini kabullenmeyen Mario ölüm vaktine kendisi karar vermek ister fakat yaptığının intihar olarak anılmasını istemez ve Belçika’da ötenazinin yasallaşması için savaşmaya başlar.

Çok ağır hastalıklar geçiren insanların kendi istekleriyle hayatlarını sonlandırma arzusuna bir de onların ve çevrelerindeki insanların gözünden bakılarak aslında bu olayı pek çok yönden düşünmeye sevk eden bir film Hayatımın Kararı.

Aşk (Her)

Theodore Twombly, katı çağ insanlarının arasında duygusal bir adamdır. Eşinden boşandıktan sonra bir apartman dairesinde tek başına yaşayan Theodore gittikçe yalnızlaştığını ve kimsenin onu anlamadığını düşünmeye başlar. Etrafındaki hiç kimse ona duygusal olarak yeterli gelmemektedir. Arkadaşları onun bir kadınla görüşmeye başlaması için ısrar ederler fakat o, bunda da başarılı olamaz.

Bir yapay zeka olan Samantha’yla tanıştığında içinde olduğu umutsuzluk denizinden kurtulmaya ve hayatındaki mutlulukları yavaş yavaş yeniden keşfeder. Bu durum çok geçmeden duygusal bir ilişkiye dönüşür ve Theodore, Samantha’nın sanal bir sistem olmasına aldırmamaya başlar.

Teknolojinin gelebileceği noktalar ve insanla makine arasındaki duygusal bağın nasıl evrileceği hakkında kafa yorduran film yayınlandığı günden beri insanların ilgisini toplamaya devam ediyor.

Tatlı Bela (Erin Brockovich)

Biyografik bir film olan Tatlı Bela’da Erin Brockovich isimli toplumun standartlarına pek de uymayan bir kadın anlatılıyor. Erin, toplumun kabul ettiği kadın rolüne hiç uymayan, erkeklerden yana yüzü hiç gülmemiş çekici ve açık giyinmeyi seven bir kadındır. Üç çocuğuyla birlikte son kez terk edildiğinden beri yaşam mücadelesi vermektedir. Hukuk eğitimi olmamasına rağmen bir hukuk bürosunda bulduğu iş onu fabrikanın sulara bıraktığı atıklar yüzünden hastalanan insanlarla bir araya getirir.

Bir insana onun nasıl giyindiğinden, nasıl yürüdüğünden farklı bir şekilde söyledikleri ve yaptıklarıyla kıymet vermek gerektiğini anlatması bakımından izlenesi bir filmdir Tatlı Bela.

Kök (I Origins)

Bir başka orijinal film önerisi şöyledir. Ian Gray insan gözünün sırlarına vakıf olmak isteyen bir moleküler biyologdur. Çalışma arkadaşlarıyla birlikte bu konu üzerinde deneyler yaparlar ve onun bu tutkusu onu çok güzel ve eşsiz gözlere sahip Sofi ile bir araya getirir. Ian, gözlerin sırrını çözerek evrimi kanıtlamaya uğraşan ve dinlere inanmayan biriyken Sofi spritüal olan her şeye ilgili batıl inanç sahibi bir kadındır.

Ian gözlerin haritasının çıkarılabildiğini keşfettiğinde onun dışında bu keşif üzerine gelişen başka araştırmalar çok ilginç bir şeyi ortaya çıkarır.

İnsanın kökenleri, dinler ve bilim üzerine düşünmeye sevk eden bir yapım Kök filmi.

Platform (The Platform)

Son film önerisi konusu şöyle; hapse girecek olan insanlara bir seçenek sunuluyor, hapse girmek yerine bir deneye benzeyen Platform’da ceza sürelerini doldurma imkanları da var. Ve eğer bu seçeneği seçerlerse yanlarına bir eşya almalarına da izin veriliyor. Ama Platform’da işler çok farklı, bir kule şeklinde dizayn edilmiş binada her katta iki kişi bulunuyor ve bu katlara tek bir düzenek üzerinde tek bir yemek sofrası sırayla indiriliyor. İlk kat doyasıya yeme fırsatı bulurken aşağı katlardakiler de hayatta kalmak için farklı yollar bulmak zorunda kalıyor. Normal şartlarda herkes yeteri miktarda yese yemekler de herkese yeter fakat kulede durum bu olmuyor.

Karakterimiz hiçbir suç işlemediği halde kuleye kendi isteğiyle girer ve yanında istediği eşyası ise yalnızca bir kitaptır.

Günümüz dünyasının dinamiklerini sorgulatan ve kendi içerisinde pek çok sembol bulunduran bir film Platform.

Yorum Yap