in

Krallar Ve Yalanlar

“Bütün domuzlar eşittir ancak bazıları daha eşittir.” George Orwell

Lider ve kitle ilişkisi?

Tarih boyunca insanlar hep bir liderin arkasında sürünmüştür. Kitleleri bir araya toplamak ise normal şartlarda güçtür. Onlara çeşitli vaatler vermek gerekir. Yeni fetihler, ganimetler vaat etmek daha iyi bir geleceğin inşa edileceğine ikna etmek gerekir. Hiçbir seçeneği olmayan toplumlar tüm umutlarını önderlerine bağlamışlardır. Onlarla beraber savaşmışlar, beraber kaybetmişlerdir. Liderlik yeteneği denilen şey, kitleleri ikna etmek daha doğrusu insanları oyalamayı bilmekten geçer. Aslında tarihin tozlu raflarında halkların sefaleti yatar. Roma İmparatorluğu’ndan beri devam eden bir kölelik düzeni yatar. Bu aşamada dil toplum yönetiminde önemli bir yer tutmaktadır. Bazı tanımlara yeni isimler bulmak görünüşte bir yenilik gibi gözükebilir lakin bu sadece bir aldatmadır. Dünya siyaset tarihinde pek çok devlet sistemi mevcuttur. Ne yazık ki çoğu teoride kalmış sistemlerdir bunlar.

Ortak bir dünya

15. yüzyılda Thomas More’un Ütopya’sı ile beraber ortaya çıkmış bir yönetim biçimi olarak Komünizm, sonraki yüzyıllarda Karl Marx’ın çalışmalarıyla işçi sınıfına ve çiftçilere büyük umutlar aşılamıştır. Günümüzde de durum farklı değildir. Takvimler 25 Ekim 1917’yi gösterdiğinde büyük bir ayaklanma ile Rusya’da geçici hükümet devrilmiş ardından 1922’de kurulan Sovyetler Birliği umutları yeşertmiş daha iyi bir dünya olabileceği yönündeki düşünceleri kuvvetlendirmiştir. Lakin aradan geçen yıllarda durum içinden çıkılamaz bir hal almış Sovyetler Birliği özel imtiyazlara sahip partililer devleti olmanın ötesine geçememiştir. Yine halkın emeği belli bir kitle tarafından sömürülmüştür. Sermayenin ve emeğin ortakça bölüşülmesi ise teoride kalmıştır ya da geleceğe itilmiştir.

Sovyetler Birliği’nin çökmesi Liberalizm’in daha da geniş kitlelere ulaşmasına neden olmuştur. Artık bütün dünya Amerikan şirketlerinin pazarı haline gelmiştir. Zaten her zaman ekonomik olarak en büyük gücü yani dünya pazarını elinde tutan Amerika’nın önündeki tek ve en büyük tehdit de ortadan kalkmıştır. Gerçi bugün hala ABD halkı politikacılar ve muhafazakarlarca Rusya ile korkutulmaktadır.

Her devlet için böyle özel düşmanlar vardır. Çoğunlukla bunlar ebeveynleri tarafından çocukları korkutmak için uydurulmuş öcü ve canavarlardan öteye gitmez. Amaç aynıdır söz dinletmek, kontrol altında tutmak.

Özgür dünya

Bir özgür dünya resmi çizen Liberalizm küresel dünyanın en büyük oyuncağıdır. Vaat edilen bu özgür dünya aslında belli kitlelerin özgürce servetlerini büyütmelerinden başka bir şey değildir. Liberalizm büyük şirketlerin devletleşmesi, devletin şirketlerin önünü açması şeklinde de tanımlanabilir. Ancak yine kullanılan dil onu masumane bir şekilde öne sürer. Özgürlük, eşitlik, rekabet bunlardan sadece birkaçı aynı zamanda en çok kullanılanı. Peki bu tanımlar kimin için? Kimin için özgürlük, kimin için eşitlik ve kimin için adil rekabet? Cevap “açılır kara kaplı kitap”; küresel şirketler.

Eşitlik demişken George Orwell’ın dediği gibi “Bütün domuzlar eşittir ancak bazıları daha eşittir.”

Giderek çöken bir dünya. Kaynakların giderek azaldığı, yeni üretim metotlarının geliştiği yapay bir dünya yakın bir gelecekte bizi bekliyor. Hatta şu an bile içindeyiz. Geçen yıllarda sermaye, işgücüne muhtaçtı. Dolayısıyla işçi sınıfının elinde büyük bir koz vardı. Lakin son yıllarda gelişen teknolojiler, robot sistemleri ve en önemlisi yapay zeka sermayenin bu ihtiyacını ortadan kaldırmaya hazırlanıyor. Bunun anlamı işsizliğin daha da artacağı, şirketlerin daha az maliyetle daha çok kar edeceğidir.

İktidarların temsil ettiği şirketler herkesçe bilinen logoları, tabelaları ve bayraklarıyla ülkelerini ve zaferlerini inşa ettiler. Küresel dünyanın krallıkları bu global şirketlerdir. Kendini sevimli klan ve mutluluk vaat eden reklamları ise onların en büyük yalanlarından sadece biri. Yurttaşı olmayan bir ülke en büyük yükten kurtulmuş olur. Hiçbir yurttaşı olmaksızın ilan edilen bu krallıklar yani şirketler yeni dünyanın sahibi olmuşlardır.

Nereye gidiyoruz?

Sonuç olarak yine halklar sefalet içinde ekmeğinin peşinde çeşitli rüzgarlarca sürüklenmektedir. İsimler, tanımlar, kelimeler değişse de tablonun değişmemesi durumu gözler önüne sermektedir. İnsanlığın kurtuluşu direniş olarak savunulsa da bugün bu imkanları da zorlaştırılmıştır. Yeni dünya düzeni kendisine devasa ordular yaratıp kendini güvence altına almıştır. Üretilen her silah bunun içindir. En ufak bir başkaldırı ağır bedellere sebebiyet vermekte, gözü boyanmış topluma düşman olarak reklam edilmektedir. Hakkını aramaya yeltenen kişi vatan haini olarak tanımlanmakta, propaganda aracı haline gelen medya vasıtasıyla yerden yere vurulmaktadır. İsa’yı çarmıha geren güruh bugün hala bundan vazgeçmiş değildir. Romalılar bugün hala içimizde surlarla korunan saraylarında yaşamlarını sürdürmektedir.

Bu içerik FİKİRLE formlarımız ile oluşturulmuştur. Siz de içerik ekleyebilirsiniz

Rapor et

Fikrinizi Öğrenebilirmiyiz?

Yazar : Fikirbaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Ramazan' da Nasıl Beslenmeliyiz?

Cami ve Cemaat Adabı Nedir? Camilerde Nelere Dikkat Edilmelidir?