İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Gezi Seyahat

Prens Adaları Gezi Notu 3 ( Kınalıada )

Prens Adaları Gezi Notu 3 ( Kınalıada )
1
+ - 0

Prens adaları gezisinde Büyükada gezimden bahsetmiştim. Şimdi ikici durağım Kınalıada . Büyükada turum biraz hızlandırılmış şekilde oldu. Çünkü konaklamayı düşünmemiş, sadece günü birlik yapmak istemiştim. Ancak Büyükada’ya keşif için gidecekseniz ve sindire sindire yaşamak istiyorsanız mutlaka en az 2 gün ayırın derim. Neyse şimdi asıl konumuz Kınalıada’ya dönelim.

Kınalıada, İstanbul kıyılarına en yakın olan adadır. Prens adaları arasında büyüklük bakımından dördüncü sıradadır. Şimdi neden büyüklük sırasına göre anlatmıyorsun demeyin. O an canım hangi adaya gitmek istediyse oraya gittim. Büyükada’ya göre yükseklik bakımından baya düşük seviyede. Kınalıada en yüksek tepe noktası 115 metre ve 3 tanesi tepesi bulunuyor. Osmanlı döneminde adanın üzerinde ki bitki ve toprak rengi nedeniyle bu ad verildiği düşünülüyor.

Kınalıada’nın belki de bu renginden dolayı masum, garip bir ruh hali var. Zira diğer tüm adaları poyraz rüzgarından koruyan İstanbul’un büyük tepeleri, batıda kalan Kınalıada’yı koruyamıyor. Bu sebeple de sert iklime sahip, kayalıkların çok olduğu bir yapıya sahip. Bizans döneminde adanın doğusu taş ocağı olarak kullanılmış ve bu taşlar 1900’lü yılların başında İstanbul’da kullanılmış.

Kınalıada tarihi çok eskilere dayanıyor. Ben yakın tarihten birazcık bahsedeyim. 19. yy ikinci yarısı Ermeniler adaya yerleşmeye başlamış. Yine bu dönemlerde Kiliseler ve Ermeni mektebi kurulmuş. Farklı kültürlerden pek çok kesimin yaşadığı ada’da bulunan Türkler ancak 1935 yılında kendi mekteplerini, 1963 yılında da Kınalıada camiyi kurmuşlardır. Evet, adanın tarihi bu kadar yeter. Şimdi keşfetme zamanı.

[irp posts=”12822″ name=”Prens Adaları Gezi Notu 2 ( Büyükada Gezi Rehberi )”]

Ada Vapuru Kınalıada ‘ya Doğru Harekete Geçti

https://www.youtube.com/watch?v=h7uhuseodh4

Kınalıada’ya nasıl gidilir diye soran bazı arkadaşlar var. Ciddi ciddi soruyorlar mı bunu bilmiyorum ama ben yine de cevaplayım, vapurla gidilir. Rahat olması bakımından evden arabamla çıktım. Bostancı iskelesinde aracımı bırakabileceğim bir yer olduğunu biliyordum. Toplu taşımayla da gidilir ama özellikle erken çıkılacağı için çok o toplara girmek istemedim.

Karaya en yakın olan ada olmasına karşın, Bostancıdan bindiğim Ada vapuru, Kınalıada’ya en son uğradı. Yeşillik bakımından biraz seyrek olsa da maşallah yapılaşmaya izin verdikçe vermişler. Uzun bir yolculuk sonrası kınalıada’ya ulaştım. Ayağımı bastığım an kendimi adaya kapatılmış değil de özgürlüğe kavuşmuş biri olarak hissettim. Kötü egzoz dumanları, gürültü kirliliği, kaos, hiç biri yok burada. Hatta fayton bile yok. Adalar’ın o meşhur ulaşım aracı, bu adanın küçüklüğünden dolayı buraya konmamış. İyi de olmuş. Buraya gelen ya yürüsün ya da bisiklete binsin, atlara kendini taşıtmakta nedir.

Kınalıada Sokaklarında Küçük Bir Tur

https://www.youtube.com/watch?v=h7uhuseodh4

Bu sefer kahvaltımı yaparak geldim. Ada sokaklarında turlamaya başladım. Buranın sakinliği, doğallığı ve temiz havası bile gelmek için yeter. Bunlara bir de o nostaljik sokaklarında yürürken sağlı sollu köşkler, evler insanı hayallere götürüyor. Ancak Kınalıada sokaklarında ciddi şekilde betonarmeye dönüşmüş binalar var. Kim, buna nasıl izin veriyor, gerçekten akıl almaz bir durum. Sanırım sadece bize özgü bir durumdur bu eşsiz varlıkları yok etmek.

Kınalıada’da yokuşların fazla olması, özellikle güneş tepenizdeyken sizi yorabilir. Beni yordu ve hemen sahil tarafına kaçtım. Denize girilebilecek pek çok beach yapılmış. Buranın sahilinden Ege ve Akdeniz kıyılarındaki özellikleri beklemek zaten abes kaçar ama yeterli seviyededir. Tek sorun ve belki de büyük sorun, denizin içi ve dışı çok keskin olan taşlarla kaplı olmasıdır. Denize girmeyi düşünen varsa mutlaka deniz ayakkabısını yanında getirsin. Adanın ön tarafındaki sahillerde, vapurların yanaşmasından dolayı kirlilik oluşabilir. Bu sebeple adanın diğer tarafında halk plajı var. Burası ihtiyacı karşılayacaktır.

Kahvaltı Yapmadık Diye Kınalıada Kahvaltı Seçeneği de mi Sunmayım?

https://www.youtube.com/watch?v=h7uhuseodh4

Ben kahvaltı yapmadım diye sizin de yapmamanızı istemem biraz saçma olurdu biliyorum. O yüzden bir çay içme bahanesiyle girdiğim Bahar pastanesi hakkında, gözlemlerimle edindiğim bilgileri aktarmak istiyorum.

-Bahar Pastanesi

Eğer benim gibi kahvaltı yaparak geldiyseniz bu kısmı okumadan geçebilirsiniz. Ama yok ben açım ve sırf ada da İstanbul manzarasına karşı kahvaltı yapmak istiyorum diyorsanız, bu mekan tam size göre bir yer. Kınalıada kahvaltı seçenekleri bakımından biraz kısır ama Bahar pastanesi size yetecektir. Unlu ve pasta mamulleri yanı sıra kahvaltı seçeneği de veren işletme, kalitesini ispat etmiş durumda. Gerek konumu gerekse geçmişi ile kahvaltısı da tercih edilebilir. Kahvaltıda yenmez ama ikindi vakti tekrar buraya uğrarsanız ballı pastasını mutlaka deneyin demişler, bende ilerleyen saatlerde gelip deneyeceğim ve size aktaracağım.

-Teos Beach Club

Bir başka mekan olan Teos Beach Club notlarım arasında yerini almıştı. Burada da ön izleme yapmak için ziyaret etmek istedim. Kahvaltı, dinlenme, yüzme ve yemek ihtiyacınızın tümünü buradan karşılayabileceğiniz ender güzellikte bir yer. Fiyatları biraz ortalama üzerinde olmasına karşı, verdiği hizmet ve çeşitlilik ile manzarası bunu karşılıyor. Akşam saatleri bir arkadaşınızla birlikte gelmeniz çok daha anlamlı olacaktır diyorum ve gezime devam ediyorum.

Kınalıada ’da Tek Ulaşım Aracı Ayaklar

prens adaları gezi notu 3 ( kınalıada ) |gezi seyahat

Kınalıada’yı gezmek için kullanılacak faytonların, adanın küçük olması nedeniyle olmadığını söylemiştim. Bunların yerine akülü araçlar ve bisikletler vardı. Bisikletler çok fazla tercih edilmiyor. Çünkü yolların çok yokuşlu olması nedeniyle ciddi bir efor sarf ettiriyor. Geriye kalan akülü araçlar ise son alınan kararla, yürüyen insanları tehlikeye soktuğu gerekçesiyle yasaklandı. Belki bu durum adada ki ulaşımı çok zorlayacak ama doğru karar olmuş. Çünkü herkes bunu ticarete döktüğü için ada nüfusu kadar akülü araç sokaklarda dolaşıyordu. Sayısı arttıkça yürüyenler için tehlike oluşturmaya başladığı görülen akülü araçlarda artık yok. O yüzden dinlene dinlene yürümeniz gerekecek.

Kınalıada ’da Görülecek Yerler

prens-adalari-gezi-notu-3-kinaliada

Kınalıada çok fazla görülecek yerlere sahip bir ada değil. Bazı tarihi miraslar bulunuyor. Bende oraları gitmişken yakından göreyim dedim.

-Kınalıada Camii

Sahilde yakınımda bulunan Kınalıada Caminden başladım. Uzun yıllar boyunca Ermenilerle yaşayan Müslümanlar nedendir bilinmez bir cami yapmamışlar. Dönemin başbakanları bile bu duruma çare olamamışlar. En sonunda 1964 yılında iki hayırsever tarafından Kınalıada Camii yapılmış. Küçük ve o döneme göre modern bir yapıya sahip cami, tam merkezde, sahilde, iskele yakınına inşa edilmiş. Cami kubbesiz olarak yapılmış. Üst üste parçalı bir çatı yapılarak, ışığın içeri girmesi sağlanmış. Camiden biraz mesafede yükselen minaresi ise çok uzun olmamakla beraber bir anıt görünümündedir.

-Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi

Kınalıada Camisinin 5 sokak arka tarafında bulunan en eski kiliseye gittim. 19. yy ikinci yarısında adaya yerleşen Ermeniler tarafından kurulan bu kilise, Kınalıada’nın en eski yapılarındandır. Ermeni patrik Hagop tarafından açılışı yapılmış. Sade bir mimariye sahip olmakla birlikte, Hasköylü ressam Ananias tarafından yapılan resimler ile süslenmiş.

prens-adalari-gezi-notu-3-kinaliada

-Sirakyan Evleri

Sırayla dizilmeleri sayesinde rahatlıkla ve hızlı bir şekilde inceleme imkanına eriştiğim yerlerden biri de Sirakyan evleri. Sirakyan evleri adada yapılmış en güzel ve estetik mimariye sahip evlerdir. 20. yy başında adada yaşayan Sirakyan ailesi tarafından bu ikiz evler, Kınalıada sembollerindendir. İkiz evlerin bir tanesinde 11 oda bulunmakta ve 600 m² büyüklüğündedir.

-Dönüşüm Manastırı

Gezilebilecek tüm tarihi noktalara baktıktan sonra adaya hakim bir şekilde konumlanan tarihi bir değere ulaştım. Kınalıada tepe noktası olan Manastır tepesi üzerine kurulu eşsiz bir eser. Diğer yapılardan sonra gördüğüm bu yapı adeta beni büyüledi. Önceden Bizans manastırı olan bu yer yıkılarak yeniden inşa edilmiş. Geniş bir arazi içinde bulunan yapılar düzenli bir şekilde konumlandırılmış. 1700’lü yıllara kadar uzanan geçmişi ile adeta bir tarih kokuyor.

Kınalıada ’da Yemek İmkanları

prens-adalari-gezi-notu-3-kinaliada

Kınalıada’da genellikle tüm mekanlar sahil tarafında konumlandırılmış olup, ağırlıklı olarak et ürünleri menülerine sahipler. Ancak yine de birkaç mekanı denedim, birkaç mekanda da gözlem yapma imkanı buldum.

-Murat Kebap

Murat Kebap, adada ün salmış bir restoran. Yoğun olduğu dönemlerde çok fazla sıra olduğu söyleniyor. Ben öyle bir sıraya rastlamadım. Lahmacun ve kebap ürünleri üzerine kurulmuş. Özellikle lahmacunu turistler tarafından bile çok seviliyormuş. Diğer yerlerde de ürünlerin tadına bakayım diye burada sadece bir tane lahmacun yedim. Gerçekten de çıtırlığı bakımından çok güzeldi. Ancak yine de ortalama seviyelerde diyebilirim.

-Bahar Pastanesi

Sabah uğradığımda, size bilgi vermek için bir çay içerek kahvaltı yapanların kahvaltılarını incelediğim bu yere, öğleden sonra özellikle tatlıları için uğrayın demiştim. Ben uğradım diğer yemekleri bekleyemedim ve ballı pastasının tadına baktım. Gerçekten söylendiği kadar müthiş bir tat. Yanında çay yerine kahve tüketmek daha keyifli oluyor. Biraz soluklanmak içinde tercih edilecek çok güzel bir yerdir.

-Meydan Sahil Kafe

Salaş bir yer ve sadece oturup denize karşı bir çay yudumlamak, bunu da uygun fiyatla yapmak istiyorsanız tercih edilebilir. Atıştırmalık olarak tost ve çay yapabilirsiniz. Buraya uğramadım. Ama belki vapur saatini beklerken bir çay yudumlanabilir.

-Teos Beach Club

Sabah şöyle bir inceleme fırsatı bulduğum yere şimdi de yemek yeme için gittim.  Çünkü etrafta çok az mekan var. Çoğu da ya börek ya kebap üzerine dükkanlar. Deniz ürünleri için Teos Beach Club doğru adrestir. Fiyat dediğim gibi biraz yüksek. Şöyle ki; 4 Çeşit meze, Mevsim Salata, sigara böreği, Mezgit ve 2 tane de alkolsüz içecek 80 lira olarak belirlenmiş. Eğer alkolsüz yerine alkollü içecek tercih ederseniz bu fiyat 115 liraya yükseliyor.

Kınalıada ’ya Ne Zaman Gidilir ve Nerede Kalınır

prens-adalari-gezi-notu-3-kinaliada

Kınalıada’ya ne zaman gidilir sorusunun cevabını aslında yazımın başında vermiştim. Kınalıada’nın sahip olduğu iklimin sertliğinden ve çoraklığından bahsetmiştim. Bu sebeple kışın ve yaz sıcağında gitmek pek de uygun gibi durmuyor. Denize girecekseniz yazı tercih edebilirsiniz. Ancak gezmek amaçlı bir ziyaretse daha serin bir yaz günlerini tercih etmelisiniz. Zaten dik yokuşları ve yeşilinin az olması nedeniyle güneş çarpması riski ile karşı karşıya kalırsınız.

Adalarda kalmak ayrı bir keyif ve huzur verir insana. Sanki başka diyara gitmiş gibi olursunuz. Oysa o keşmekeş İstanbul’dan sadece 15 dk uzaklıkta bir mesafedesinizdir. Ama bunu bilmek bile Adanın verdiği huzuru engelleyemiyor. Burada konaklama imkanınız varsa mutlaka konaklayın. Kınalıada’da nerede kalınır sorusuna cevap niteliğinde size birkaç önerim olacak.

-Rita İnn Otel

Kınalıada’da adını sıkça duyuran bir oteldir. Köşk otel konseptiyle film setinden çıkmış bir havası var. Çok fazla seçenek olmayan Kınalıada’da oda fiyatları biraz yüksek durumda. Sadece manzarası için bu fiyatlar verilir mi bilmem ama ben açıkçası hizmet, kalite ve otel durumuna bakarım. O sebeple burası çok fazla içime sinen bir yer olmadı.

-Kınalı Butik Otel

Rita İnn havasını sevmediğim ve negatif bir enerji verdiği için tercih etmemiştim. Sonra bir diğer namlı otel olan Kınalı butik otele bakmaya gittim. Küçük bir havuza sahip Kınalı butik otel, kesinlikle tavsiye edebileceğim bir yerdir. Odaları biraz küçük ama inanılmaz kaliteli ve temiz bir durumda. Dört adet deniz manzaralı, Dört adet havuz manzaralı olmak üzere 20 tane odası bulunuyor. Fiyat konusunda oda ve sezona göre değişiklik gösteriyor. Bu sebeple gitmeden önce telefonla bilgi alırsanız daha garanti olur.

Evet, bu sefer prens adalarının o küçük ve mahzun kalmış adası olan Kınalıadadaydım. En son oteller hakkında bilgi edindikten sonra artık gitme vakti gelmişti. Sahile doğru indim. Gitmeden önce bir de o meşhur dondurmasından tatmak istedim. Zaten iskelenin karşısında yer alan Yeşil Roma dondurmacısına uğradım. Meyve parçacıklı dondurmalarından dört top seçerek aldım. Beni buradan alıp gidecek Ada vapuru henüz gelmemişti. Aslında imkan olsa da hiç gelmeseydi ve Ada’da sürekli yaşayabilme ihtimali olsaydı.

prens-adalari-gezi-notu-3-kinaliada

Dondurmamın sonu gelirken bağıra bağıra gelen vapur ile hayalden uyandım. Kalk dedim, kalk ve o boğucu betonların arasına, stres merkezine, keşmekeşliğe götürmek için gelen vapura bin dedim. Böylece prens adaları gezi notlarının ikincisini, Kınalıada turuyla noktaladım. Sonraki ada hakkında bilgi vermeyim, sürpriz olsun.

Yorum Yap