İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Gezi Seyahat

Prens Adaları Gezi Notu 1 ( Heybeliada Gezi Rehberi )

Prens Adaları Gezi Notu 1 ( Heybeliada Gezi Rehberi )
3
+ - 0

Heybeli Ada gezi rehberi mutlaka gününüze güzellik katacak bir yardımcıdır. Heybeliada, prens adaları arasında büyüklük sıralamasında ikinci durumdadır. Burası benim 3. durağım. Daha öncesinde Kınalıada’ya uğramıştım. Ondan önce ise, bu yazıları yazmama vesile olan Büyükada turumdan bahsetmiştim. Şimdi ise benim için diğerleri arasında farklı olan Heybeliada’ya gideceğiz.

Heybeliada, yüzölçümüne oranla yeşile en çok sahip olan adadır. Zaten ayak bastığınız anda, aldığınız ilk nefeste onun farkını hissedeceksiniz. Huzurun merkezi, sakinliğin adresi ve adaların en güzelidir. Yeşilliği kadar, çok önemli tarihi yapıları, sakinliği ve düzenli yerleşimi de insanları cezbeden özelliğidir. Öncelikle biraz tarihinden bahsedelim.

Heybeliada Tarihçesi

fikirsiz_prens-adalari-gezi-notu-heybeliada-gezi-rehberi

Heybeliada üzerinde arkeolojik çalışmalar yapılmamasına rağmen bulunan birkaç tarihi esere dayanılarak antik çağda yaşam olduğuna işaret ediyor. Ama ben çok geriye gitmeden 19. yy sonlarından biraz bilgi vereyim. 1800’lü yılların başında, henüz adalara buharlı vapur seferleri başlamadan önce 3 manastır ve küçük bir köylü barındıran bu ada nüfusu 700 civarıydı. 1870’li yıllardan sonra ise hızlı artış ile nüfus 3.500 olmuş. Bu dönemlerde gelen diğer milletten insanlar manastır çevresine yerleşerek, yanan Aya Triada manastırını yeniden inşa ederler. Bu manastır 1844 yılında Ortodoks rahiplerin öğrenim görmesi için Ruhban Okulu olarak faaliyete geçmiştir.

1830 ve 1835 yılları arasında Bahriye mektebi ve ilk özel ticaret okulu olan Helen Ticaret Okulu açılması ile birlikte adaya Rumların gelişi hız kazanır. Rumların adaya yazlık evler, konaklar inşa etmeleri de adanın gelişimini hızlandırdığı gibi nüfus artışını da hareketlendirdi. Artan nüfusu karşılayabilmek için, eski mezarlıklar kaldırılıp yeni yerleşim alanları açılmıştır. 1887 yılında telgrafın bağlanmasıyla birlikte ilk belediye başkanı olarak da Papa Yani seçilmiştir. Abbas Halim Paşa adada yalı yaptıktan sonra Türkler de yavaş yavaş adaya gelmeye başladı. Ancak 1894 yılındaki büyük depremle birlikte adadaki pek çok yerleşim yeri yıkılır. Yıkılan binalardan biri olan Ruhban Okulu, 1896 yılında yeniden inşa edilir.

Heybeliada Gezi Rehberi – Heybeliada’dan Kısa Notlar

Heybeliada hakkında ufak notlar vererek gezimi anlatmaya başlayacağım. Belki biraz uzattığımı düşünüyorsunuz ama bir gezinin en önemli yeri eski tarihidir. Evet, adanın Büyükada’dan sonraki en büyük ada olduğundan bahsetmiştim. Şu anki resmi nüfusu 7.000 civarındadır. Tabi yaz günleri bu nüfus neredeyse 10’ a katlıyor desek yanlış olmaz herhalde.

Kurtuluş savaşı sırasında bir dönem adada sadece askerler kalmıştı. O dönemde ve sonrasındaki mücadelelerde hayat çok sakindi. Yunanlar kaçarken adadaki bazı Rumlarda onlarla birlikte gitmiş. Adanın üzerinde ki o ölü toprağı, 20. yy ikinci yarısından sonra kalkmıştır ve ada yeniden canlılığını kazanmıştır. Ada’da 4 liman ile birlikte 4’de tepe bulunmaktadır. Bu tepeler, Taşocağı tepesi, Makarios tepesi, Ümit tepesi ve 136 metre ile en yüksek tepe olan Değirmentepe’dir.  Evet, artık turumuza başlayabiliriz.

Heybeliada Gezi Rehberi – Heybeliada’da Kahvaltı

fikirsiz_prens-adalari-gezi-notu-heybeliada-gezi-rehberi

Heybeliada gezi rehberi içinde her zaman olduğu gibi, erken kalkan erken yol alır mantığı ile sabahtan düştüm yola. Her zaman ki güzergahım olan Bostancı’ya aracımla gidip, güzel, ücretsiz bir yer bulup park ettim. Zira otopark için para vermek biraz dokunuyor bana. Beni bekleyen ada vapuru yine tüm güzelliği ile karşımda duruyordu. Bu kez yolculuk biraz daha kısa sürecekti. Çünkü vapurun 2. durağı Heybeliada’ydı.

Adaya ayak bastığım andan itibaren, adeta ayaklarım yere değmiyordu. İstanbul’un o üstüne gelen yüksek binaları, araçların ses ve gürültü kirliliği, insanların o gereksiz stresinden uzaklaşmak çok iyi geldi. Bu temiz hava beni acıktırdı ve acilen kahvaltı yapmam gerekiyordu. İskelenin hemen karşısında bir çok mekan vardı. Onlardan birisini seçebilirdim. Ama ben ne yaptım? Öncelikle kısa mesafe biraz turladım, mekanları dışarıdan gözlemledim ve seçimi öyle yaptım.

İskeleye sırtımı dönüp sağa doğru gidince Değirmendere mesire alanı ve hemen girişinde perili köşkü gördüm. Perili köşkte kahvaltı fiyatları bildiğiniz kuzu kebaptan pahalıydı. Anzer balı mı veriyorlardı anlamadım ama yoluma devam edip mesire alanına baktım. Burada dışarıdan yiyecek, içecek getirip manzaraya karşı yiyebiliyorsunuz. Tabi bununda bedeli var. Giriş ücreti 10 lira alıyorlar. Ben yine ne yaptım? Tabi ki geri döndüm. Heybeliada’da kahvaltı yapmak istiyordum ama bir yandan da verdiğim paraya değmeliydi.

prens-adalari-gezi-notu-heybeliada-gezi-rehberi

Yeniden geriye iskeleye doğru yürüdüm. Zaten 8 dakika mesafede bir yerdi. Orada Cafe Keyf isminde bir işletme var. Baktım, kahvaltı seçeneği geniş, üstüne bir de demlikle çay veriyorlar, hemen kandım oturdum. Burayı seçmemdeki tek sebep çay değildi tabi ki. Manzarası ve bol çeşitli kahvaltısıyla kendimi mutlu etmek istedim. Kızartma, acuka, zeytin, peynir çeşitleri, tereyağı, domates, salatalık, biber, reçel, bal ve tercihe göre de menemen ya da sucuklu yumurta, daha ne olsun? Heybeliada’da kahvaltı bu olsa gerek.

Ben hiçbir kahvaltı da acuka verildiğini görmemiştim. Çok severim ve çok iyi oldu. Kızarmış ekmek ve demlikle gelen çayımla birlikte manzaraya baka baka iyi bir enerji depoladım. Tüm bunların bedeli 40 liraydı. Çok mu? Yani, biraz. Ama değdi mi? Evet, değdi.

Heybeliada Başlangıcı: Deniz Harp Okulu ( Deniz Lisesi )

prens-adalari-gezi-notu-heybeliada-gezi-rehberi

Heybeliada turunda yürümekte zorlananlar için bisiklet kiralama yerleri olduğunu belirterek, yürüyüşüme geçeyim. İskelenin hemen sol tarafında bulunan Deniz Harp Okulu ( Şimdi ki adı Deniz lisesi ) yanından başlangıcı yapıyorum. Bir müddet rampa yukarı gittikten sonra çam limanı yoluna bağlandım. Bu yolun sonundaki koy eşsiz bir görüntüye sahip. Ama öncesinde tam yolun kesiştiği noktada Kanglaris ailesi anıt mezarı bulunuyordu. Bu anıt halk arasında Süslü Mezar olarak biliniyor. Bu mezarın hüzünlü bir de hikayesi bulunuyor. Şöyle ki;

  1. yy da Büyük Britanya İmparatorluğuna bağlı olan konsolos Spyridon Kanglaris, çok erken yaşta kaybettiği eşi Sebaste için 1868 yılında bu anıt mezarı yaptırmış. Anıt o kadar güzel ki burayı görmeden dönmek olmaz. Daha sonra araştırmalarımla Türkçe karşılığını bulduğum yazıda Spyridon eşine ithafen anıta şunları yazmış. “ Erdemi, anlayışı ve dindarlığı, seçkin eşinin eş sevgisiyle takdir edilmiş; çocukları için özverili anne, yoksullara karşı iyiliksever, herkese karşı hoşgörülü “ Tüm adada o öldüğünde yas tutulmuş. Ardından yaşamını yitiren Spyridon Kanglaris’ de eşinin yanına gömülmüş. Ardından da Aya Yorgi Uçurum Kilisesi tarafına doğru yoluma devam ettim. Adından da anlaşıldığı gibi adanın ucunda konumlanmış güzel bir yapıt.

Heybeliada Kısa Turu mu? Uzun Turu mu?

prens-adalari-gezi-notu-heybeliada-gezi-rehberi

Heybeliada gezisi için burası yol ayrımıdır. Yani adanın en yoğun yerleşim yeri olan kısmını gezmek istiyorsanız buradan Adalar caddesine sapmanız gerekir. Ben yeşilliklere ve manzaraya doymadım diyorsanız da Çam limanı yolunu takip edeceksiniz. Ben öncelikle uzun yolu tercih ettim ve çam limanı tarafına yöneldim. Uzunca bir yürüyüşten sonra çok güzel bir koya ulaştım. Ancak çevresi o kadar da iyi değildi maalesef. Bir iki tane salaş çay içme yerleri vardı. Ben ise bir an önce merkezi bir yere ulaşmak için devam ettim.

Heybeliada gençlik kampını geçtikten sonra Alp görüngen yoluna bağlandım. Yol üzerinde, tam fotoğraf çekilecek manzarada ve 4 tane bankın konulduğu güzel bir seyirlik yer buldum. Sonra devam ettim. Yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm.. Sağlı sollu yeşillikler iyi geldi. Arada bir de deniz manzarası göründü. Ama hiçbir şey yoktu. Adeta adanın bakir kalmış yeri gibiydi. Merkezi yerine ulaşmaya az kalmıştı ki Kablo beach kamp alanını gördüm. Çok güzel bir koy, kumlarla kaplı bir sahili var. Ada’da yüzmek için bir sahil arıyorsanız, burası tam size göre. Sahil ’in hemen üst kısmındaki ormanlık yolda da masalar koyulmuş ve Pierre Loti tepesini andıran bir kafe yapmışlar.

prens-adalari-gezi-notu-heybeliada-gezi-rehberi

Heybeliada küçük tur güzergahında devam etseydim buradan çıkacaktım. O yüzden adalar caddesine dönüp adanın diğer tarafına yürüdüm. Burada kaçırdığım bir şey olmasın diye. Ancak buradan da elim boş döndüm. Geldiğim yola paralel olan bir yol vardı ve oradan küçük tura devam ettim. Yolun hemen köşesinde Heybeliada Rum Ortodoks mezarlığı vardı. Az ileride Değirmentepe bulunuyordu. Değirmentepe, adaya hakim olan en yüksek nokta ve seyirlik bir manzaraya sahip. Burada biraz oturup dinlenmek istedim. Çünkü yaklaşık 2,5 saattir yürüyordum. Yaptığım kahvaltı sayesinde iyi dayanmıştım.

Hüseyin Rahmi Gürpınar Müze Evi

prens-adalari-gezi-notu-heybeliada-gezi-rehberi

Değirmentepe’de yaklaşık 1 saat oturmuşum. İyice dinlendikten sonra usta yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yaşadığı ve şimdilerde müzeye dönüştürülen muhteşem köşkünü ziyaret ettim. Cumhuriyet döneminin en ünlü yazarlarından olan Hüseyin Rahmi Gürpınar 1912 – 1944 yılları arasında burada yaşamış. Kültür bakanlığı daha sonra burayı müzeye çevirerek halka açmış. Belki de adanın en güzel manzarasına sahip yerde konumlanan köşk, görenleri büyülüyor. Müzede yazdığı kitapları yanı sıra kendi yaptığı el işleri de bulunmaktadır.

Heybeliada Halk Kütüphanesi ve İnönü Müzesi

prens-adalari-gezi-notu-heybeliada-gezi-rehberi

Heybeliada gezisinde hiçbir şeyi atlamamak için adayı çaprazlama geziyorum. Adanın üst tarafları genellikle yerleşim yerleri ile dolu. O yüzden çok fazla hareketlilik ve işletme bulunmuyor. Adanın buraları sakin ve düzenli bir yerleşime sahip. Sokaklardan geçtikten sonra Refah şehitleri caddesine çıktım. Burada Heybeliada Halk Kütüphanesi bulunuyordu. Daha doğrusu bir zamanlar kütüphaneydi. 2013 yılında başlayan restorasyonla birlikte burası halk eğitim idari binasına dönüştürüldü.

Aynı cadde üzerinde güzel bir mimariye sahip olan Heybeliada Camisi bulunuyor. Az ilerisinde de İnönü müzesi yani, bir dönem yaşadığı köşk var. 1924 yılından rahatsızlanan İsmet İnönü, Mustafa Kemal Atatürk ve doktorların tavsiyesi üzerine istirahat etmesi gerekir ve buraya yerleştirilir. Sağlık durumu iyiye de gitmeye başlar. Ancak Şeyh Sait isyanı ile yeniden sahaya dönmek zorunda kalır. O sırada da kiralanan bu evi almak ister ve 9.500 liraya evi alır.

Ben ise bir yanda yemek ile uğrayacağım son noktaya gitme arasında ufak bir kararsızlık yaşarken, ziyaretlerimi tamamlayarak yemeğe geçmeye karar verdim. İstikamet Heybeliada Ruhban Okulu görünüyor.

Heybeliada Gezi Rehberi – Heybeliada Ruhban Okulu

prens-adalari-gezi-notu-heybeliada-gezi-rehberi

Heybeliada’nın en önemli tarihi yapısının olduğu yere geldim. Adanın sahip olduğu 4 tepesinden biri olan Ümit tepesi üzerinde varlığını sürdürüyor. Heybeliada Ruhban Okulu, 1971 yılında mahkeme kararı ile devlet üniversitesine bağlanmasına karar verildi. Ancak patrikhane bunu kabul etmeyince okul kapandı. O gün bugündür kapalı olan okul, faaliyette olduğu 127 yıl boyunca 12 patrik mezun etti.

Ruhban Okulu, tarih boyunca depremler ve yangınlarla çok hasar gördü. Her defasında yeniden yapılan yapı, özellikle ana girişteki mermer merdivenler ve sütunlar ile Yunan tapınaklarını andırıyor. Yemekhane, kütüphane, öğretmen odaları, yatılı kalan öğretmen yatakhanesi, kimya laboratuvarı ve fizik odaları ile hala canlı ve ayakta duruyor. Kütüphanesinde halen 120.000 üzerinde farklı dillerde kitaplar bulunuyor. Güzel bir yapı olan Ruhban Okulu, adanın hiç şüphesiz en önemli simgesidir.

Heybeliada Gezi Rehberi – Heybeliada’da Ne Yenir

prens-adalari-gezi-notu-heybeliada-gezi-rehberi

Heybeliada sokaklarında soluksuz dolaşma merakım açlığımı bastırmayı başardı. Ama artık bir şeyler yemem gerekiyordu. O muhteşem yapı Heybeliada Ruhban Okulunu da gördükten sonra yapacak en güzel şey yemek yemek olacağını düşünüp uygun bir yer bakındım. Sahilde sıra sıra dizilmiş onlarca mekan var. Ancak sahildeki insan kalabalığı ve bakışlara maruz kalmak bana göre değil. Eğer sizin için problem değilse, burada tam şehir hatlarının karşısında Mavi Restaurant bulunuyor. Bende diğerlerine göre çok daha iyi bir izlenim bıraktı. Güzel bir şekilde dizayn edilmiş, salaş, sıcak bir yer. Masaların çok sıkışık olmaması da mekaniçin pozitif bir durumdur. Ben ise sabah ilk gittiğim yöne doğru yöneldim ve Perili Köşk Restaurant’a gittim.

Heybeliada Gezi Rehberi – Perili Köşk Restaurant

prens-adalari-gezi-notu-heybeliada-gezi-rehberi

Perili Köşk Restaurant, Ruhban okulunun bulunduğu tepenin eteklerine konumlanmış güzel bir işletme. Nispeten sahildeki curcunaya oranla daha sakin. Kalite ve manzara olarak da bir tık daha üstte diyebilirim. Fiyatları da ona oranla tabi ki yüksek. Burada ister sevgilinizle gelip peynir şarap ile hoş vakit geçirebilir ya da karides, balık ve rakı üçgenini tercih edebilirsiniz. Seçenek çok, alternatif çok, o yüzden sorun yok. Ben tabi ki tek başıma gittiğim için güveçte tavuk kavurma seçtim. Fiyatını gördüğüm için yanına içecek bir şey almadım. Bildiğin su 4 lira, çay 5 lira yazıyor. Sırf manzarası ve çok acıkmış olmam nedeniyle kendimi ödüllendireyim diye oturdum. Hesap ise 40 lira geldi.

Heybeliada Gezi Rehberi -Luz Cafe & Shop

Heybeliada gezisini yürüyerek yapmak beni çok yordu. Ancak yemek için dinlenmeye çekilişim, beni kendime getirdi. Yemekten sonra çay içmemiştim ve acil çay içmem gerekiyordu. Perili Köşk Restaurant maşallah 5 liradan yazınca çayı ağzıma bile sürmedim. Daha önceden araştırdığım Luz Cafe & Shop’a uğradım. Çok şirin ve sıradan bir şekilde süslenmiş bu kafe, dinlenmek ve bir şeyler içmek için çok ideal bir yer. Taze çekilmiş kahveler, taze çaylar ya da soğuk bir şeyler, ne ararsanız var. Benim derdim çaydı tabi ki ve hemen çay içmeye koyuldum.

Prens Adaları gezi turunda 3. durak Heybeliada oldu. Yerleşimin az olması ve çam ağaçlarının fazlalığı, adanın sakinliği ile prens adalarının altın çocuğu desek yeridir. Yine o beni alıp götürecek olan ada vapuru geliyordu. Ben yine istemeye istemeye böyle muhteşem bir yerden ayrılıyordum.

 

 

Yorum Yap