1. Ana Sayfa
  2. Edebiyat

Savaşın Yıkıcılığı ve Anlamsızlığını Gözler Önüne Seren 8 Kitap Önerisi

Savaşın Yıkıcılığı ve Anlamsızlığını Gözler Önüne Seren 8 Kitap Önerisi
0

Savaş kavramı belki de insanlık tarihi kadar eskidir. Bu yüzden kitaplara da konu olmuştur. İşte size 8 kitap önerisi. İnsanlar kendilerine bir toprak seçip ‘bu benim’dir dediği ve bir başkası onun toprağına göz dikip almak istediği o ilk zamanlardan beri bin yıllar geçmiş ve insanlık gelişerek medenileşmiş olsa bile savaşlar karanlık bir sis bulutu gibi üzerimizde gezinmeye devam eder. Savaş karşıtı düşüncelerin, bildirilerin, kitapların yavaş yavaş kahramanlık hikayelerinin yerini aldığı son yüzyılda bir gerçektir ve giderek daha fazla insan bu düşüncelere destek vermektedir. İşte sizin için savaş karşıtı düşüncelerin yer aldığı 8 kitap.

Ernest Hemingway – Çanlar Kimin İçin Çalıyor

Hemingway’in İspanya İç Savaşı’nı anlattığı Çanlar Kimin İçin Çalıyor isimli kitapta ana karakterimiz Robert Jordan aslen Amerikalı bir üniversite görevlisidir fakat dedesinin savaş hikayeleriyle büyüyen Robert için savaş kaçınılmaz gibi görünmektedir. İspanyolcayı çok iyi bilen Robert savaşmak için kendini İspanya’da bulur. General Golz’un kendisine önemli bir görev vermesiyle birlikte ağlarda savaşan gerillaların arasına karışır.

Ölümün karakterlerin ensesinde gezindiği kitap boyunca her biri güzel bir geleceğin hayalini kurar fakat bu hayallerde bile savaş boyunca yaşadıkları bütün o zulümler zihinlerini gölgelemektedir. Tanık oldukları, bizzat kendi elleriyle sebep oldukları vahşetlerden kaçamazlar.

Erich Maria Remarque – Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok

Savaşı anlatan kitap önerisi listesinde ikinci sırada I. Dünya Savaşı var. I. Dünya Savaşı sırasında bir grup genç askerin hayata dair umutlarının nasıl sekteye uğradığını ve geçmişlerinden kopup eskiye dönmelerinin imkansızlığını anlatır Remarque. Cepheden izin alarak eve döndüklerinde gittiklerinden beri çok zaman geçmemiş olsa bile savaşmaya başlamadan önceki hayatlarıyla aralarında bir uçurum varmış gibi gelir. Aileleri yabancıdır, arkadaşları yabancıdır, önceden eğlendikleri mekanların hepsi yabancıdır çünkü onlar cephede insan öldürmek zorunda kalmamıştır. Artık onlar savaşmaktan başka bir şey bilmiyorlardır. Adeta nasıl yaşanacağını unutmuşlardır.

Remarque kendisi de I. Dünya Savaşı’nda bulunmuş bir asker olduğu için yazdıkları aslında birer anı niteliğindedir. İnsanların savaşa farklı bir gözle bakmalarını ve o askerlerin yerine kendilerini koymalarını sağlar. Bireylerin psikolojileri üzerinde yarattığı yıkımı yansıtır.

Marcus Zusak – Kitap Hırsızı

Liesel ve küçük kardeşi evlatlık olarak başka bir aileye verilirler. Anne babaları Nazi karşıtı bir grubun üyesi oldukları için çocuklarının da hayatı tehlikededir. Küçük kardeşi daha yoldayken ölür ve ölüm meleği onu almaya gelir. Liesel’in Nazi Almanyası’nda yaşama çabaları ve önce savaş gölgesinin sonra da bombaların üstlerine düşmesi bu ölüm meleğinin ağzından anlatılır. Liesel Nazilerin meydanlarda yaktıkları kitaplardan birini kurtararak ceketinin içine saklar. Okumak onun yaşadığı çevreden soyutlanmasına yardım eder.

Markus Zusak, savaşmayan insanların cephe gerisinde çektikleri çileleri, açlığı, sefaleti ve korkuyu kitap boyunca çarpıcı bir şekilde yansıtmıştır.

Ernest Hemingway – Silahlara Veda

savasin-yikiciligi-ve-anlamsizligini-gozler-onune-seren-8-kitap-onerisi2

Frederic Henry I. Dünya Savaşı sırasında İtalyan ordusunda gönüllü olarak çalışan Amerikalı bir askerdir. Onun gördükleri üzerinden savaşın vahşeti, akıl almaz uygulamaların savaş sırasındaki meşruluğu ve yitip giden hayatlar anlatılmıştır. Frederic silahlara veda etme kararını verdiğinde gerçek bir vahşete tanık olmuştur fakat o savaştan kaçmak istese de savaş ondan bir türlü gitmez.

Hemingway sade ve son derece realist bir anlatımla yenilgiyle geri çekilen İtalyan askerlerini ve onların moral bozukluğunu, içinden çıkılmaz ruh durumunu anlatır.

Khaled Hosseini – Bin Muhteşem Güneş

https://www.youtube.com/watch?v=cvaMEmSUoys

Meryem ve Leyla kadınların değer görmediği bir ülkede yaşamanın acısını sırtlarında taşımak zorunda bırakılmış Afganistanlı iki kadındır. Fakat sırtlarından inmeyen şey sadece bu ikinci sınıf insan muamelesi değil bir de savaştır. Savaş boyunca başka erkeklerin hışmına uğramamak için kadınlar yine erkeklere sığınırlar. İki kadını da kendine eş yapan Raşit onlara hiçbir zaman iyi davranmaz. Leyla daima eski sevgilisi ve ilk çocuğunun babası Tarık’ı özlemektedir. Meryem’se gördüğü şiddet ve hakaretlerden bıkmıştır.

Khaled Hosseini savaşın insan hayatlarını nasıl mahvettiğini ve özgürlüklerini nasıl kısıtladığını en güzel anlatan yazarlardan biridir. Savaşın sadece cephelerde değil ülkelerin ve insanların içinde olduğunu her kelimesinde daha çok okurun beynine çakar.

Alexandra Cavelius – Leyla

Savaşın anlamsızlıığı anlatan kitap önerisi için şimdi ise Balkanlara gidiyoruz. Leyla Yugoslavya’nın dağılma sürecinde yaşama talihsizliğine uğramış Bosnalı kadınlardan yalnızca bir tanesidir ve onun hikayesi kurgu değil baştan sona gerçektir. Sırplarla olan savaş başladığında Leyla henüz 15 yaşındadır, köyünde dışarıyla alakası olmadan yaşamını sürdürmektedir. Savaş sırasında akrabalarından biri tarafından ihanete uğrayarak kamplarda esir edilir. Orada gördüğü muamele erkeklerin savaş adı altında güç onların elindeyken ve kimse kural koymazken neler yapabileceğini, ne kadar vahşileşebileceklerini gözler önüne serer. Leyla defalarca tecavüze uğrar, işkence görür, bir insan değil et parçası gibi muamele edilir ona ve bunların hepsinden sağ çıkmayı başarmış olsa bile o artık bir birey olabilmekten çok uzaktadır.

Khaled Hosseini – Uçurtma Avcısı

Savaşın yıktığı bir başka yer Ortadoğu da kitap önerisi arasında yer almaktadır. Emir ve Hasan Afganistan’da birlikte büyüyen iki çocuktur. Çocukluk yılları hep beraber geçer ve onların bilmediği büyük bir sırra sahiplerdir. Sovyet birlikleri Afganistan’ı işgal ettiğinde Emir ve babası Afganistan’dan kaçarlar fakat sonrasında Emir ne Afganistan’ı ne de Hasan’ı arkasında bırakamaz.

Anne Frank’ın Hatıra Defteri

https://www.youtube.com/watch?v=mXbDL6npLgk

Bir başka kitap önerisi II. Dünya Savaşı sırasında bir Yahudi olan Anne Frank’ın kendi günlüğüne yazdıklarından oluşan kitap Frank ailesinin savaş sırasında Nazi askerlerinden saklandıkları zamanları anlatır. Anne’in saf çocukluk yazılarıyla başlayan kitap savaş başladığında ve sonrasında onun nasıl olgunlaştığını gösteren yazılarla ve savaşla ilgili düşünceleriyle devam eder.

Savaşı bizzat deneyimlemiş bu kızın günlüğü, ölüm korkusunun insan psikolojisi üzerindeki yıkıcı etkisini görmemizi sağlar.

Yorum Yap