in

Ursula K. Le Guin|Tanrı Kuşlarıyla Buluşmak İncelemesi

Hepimiz Ursula K. Leguin’i bilimkurgu hikayeleri anlatan uzay gemisindeki kocakarı olarak tanıyoruz. Yani onu tanımayanlar için daha genel ifade edecek olursam bir yazar olarak. Ama onun bizim gözümüzden kaçmış olan bir de şair kişiliği var. Hatta Poultry adında bir şiir topluluğunun da üyesi olduğunu biliyor muydunuz?

Yerdeniz serisi, Mülksüzler, Karanlığın Sol Eli, Rüzgarın On İki Köşesi gibi kitaplarla onun yazar yönünü tanıdık zaten, Kadınlar Rüyalar Ejderhalar gibi kitaplarla da düşünce yazarlığı yönünden haberdar olduk. Şair yönüyse bunlardan bambaşka bir duyarlılıktadır. Başka dünyaların şarkılarını şiirle dinleyebileceğimizi de gösteriyor bize. Yerdeniz serisi boyunca bize bahsettiği kahramanlık şarkılarını bu kez gösteriyor ve adeta bu iş böyle yapılıyor diyor.

Şiirlerler Yalnızca Kalbimizi Attırmakla Kalmıyor Hayal Gücümüzü de Canlandırıyor

Aşktan, melankoliden ve diğer duygulardan çok aklımıza ve zihnimize hitap eden şiirlerle karşılaşıyoruz bu kitapta. Elbette bu duygulardan da hiç bahsetmemiş anlamına gelmesin söylediklerim. Sadece ben şiirleri okurken yalnızca okumadım ya da hissetmedim aynı zamanda hayal de ettim. Örnek verecek olursam “Mavi Ay: 30 Haziran” şiirinin son dizlerindeki “Güneş güneye dönmüş soğumuş rüzgar/ Kuzeyin ve sessizliğin yemeğidir yaşlılar” bu kelimeleri okurken sallanan sandalyesinde, dizlerinin üzerine yıllar geçtikçe incelmiş bir örgü battaniye örterek ölümü bekleyen yaşlı bir kadını hayal ettim.

Yine Yaşlılar Öldürmeye Hazırlanırken şiirindeki “Bütün kadınlar gibi, bunca yaşadım bir bunu anlamak için/ Ama erkeklere göre bir kadın konuşmalı/ Sadece erkeklere, erkeklerin dilinde, erkeklerin sözcükleriyle/ Ve o zaman da dinlemezler/ Çünkü anlarlar onu/ Ama şimdi konuşuyorum kadınların anlaşılmaz diliyle.” dizeleri sitemi ve öfkeyi anlatırken zihnimde yalnızca birbirlerinin anladığı kelimeleri bağıran ve bundan mutluluk duyan kadınları canlandırdı. Ursula yazdıklarında kadınları ve diğer olayları daima realist bir çizgide tutar. Anlattığı onca olağanüstülüğe rağmen insanların onun kitaplarını okuduktan sonra gerçekleri okumuş gibi hissetmesi bundandır belki de.

Bir Şiir Satırı İnsanı Saatlerce Düşündürebilir

Tanrı Kuşlarıyla Buluşmak benim için farklı bir şiir deneyimi oldu. Bir şairin sayıklamalarından çok daha ötesi vardı satırların arasında. Exegi Monumentum Aere Perennius şiirinde yer alan şu dize örneğin, dağa, taşa, toprağa, her defterimin ilk sayfasına yazmak istediğim bir cümle oldu. “Kimse bilmiyorsa o dili, şiir susar.” Oturup duvara ya da tavana bakarak saatlerce düşünebilir insan bunu. 

Meraklısı İçin O Kitabın Elde Nasıl Durduğu da Önemlidir

 Biraz da Yitik Ülke Yayınları’nın basımından bahsetmek istiyorum. Çok beğendim. Sayfa düzenleri, seçilen yazı stili ve büyüklüğü tam olarak bana hitap ediyordu. Kitabın insanın eline aldığında ve sayfaları çevirdiğindeki duruşu, kapağın güzelliği daha satın almadan önce “İster beğeneyim ister beğenmeyeyim, bunu okumalıyım.” diye düşündürdü. 

Anlattığım her şeyin sonunda, çok sevilen bir yazarın şair yönünü tanımak benim için daima bir maceradır. Hayat da zaten ya cesur bir maceradır ya da hiçbir şey (Hellen Keller).

Bu içerik FİKİRLE formlarımız ile oluşturulmuştur. Siz de içerik ekleyebilirsiniz

Rapor et

Fikrinizi Öğrenebilirmiyiz?

Yazar : Alice

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Can Sıkan Gözenekler İçin Muhteşem Maske Tarifleri

Instagram da Ürün Satarak Para Kazanmak Mümkün Mü?