in

İyi Evlilikler Niçin Kötüye Gider?

Evlilikler ve evli insanlar üzerinde çeşitli araştırmalar yapan bir bilim adamı “Bazen evlilik ne kadar iyi olursa eşler o kadar kötü hissederler” demiştir. Evlilik, beraber yaşamasını öğrenmek zorunda kaldığımız karışık bir durumdur.

İmkânsız olduğu sanılmakla beraber mutlu evlilikler kötü evliliklerden daha fazla başarısızlığa uğrarlar. İşin tuhaf tarafı bu evlilik aslında iyi bir evlilik olduğu için başarısızlığa uğrar.

İyi bir evliliğin nasıl başarısızlıkla sonuçlanabildiğinin en basit açıklaması genel olarak dışarıdan iyi göründüğü hâlde içeriden çürümeye başlaması yüzündendir. Genellikle boşanmaları böyle izah etmeye çalışırız. Ancak iyi olan evliliklere nazaran çok daha iyi olan evlilikler de boşanmayla sonuçlanabilir. Aslında bu evliliklerden çok büyük başarılar beklendiği için kötülerden daha fazla tehlikelidir.

Özel Günlerde Mutlu Olabilmek İçin İşte Size 12 Tavsiyemiz

İyi evlilikler esasında iyi temellere oturtulmuş oldukları için zamanla tatminsizlik yaratırlar. Tatminsizlik duygusu da birçok kaynağın gebeliğinden doğabilir. İşte bahsettiğimiz tatminsizlik kaynaklarının altı adedini burada irdeleyeceğiz:

Bir:

Evliliğin ana ihtiyaçları tatmin edildiği için tatminsizlik doğabilir. Ama insanlar hiçbir zaman tam olarak tatmin olamazlar, birtakım ihtiyaçları tatmin ettikleri zaman başka ihtiyaçlar doğar.

Tarih boyunca aslına bakarsanız evlilik kurumu hiçbir zaman iyi olması lâzım gelen bir kurum olarak kurulmamıştır. Başlangıçta hayatta kalabilmeyi temin etmek için, sonra emniyet içinde olmak için, en sonunda da rahatlığı sağlamak bakımından kurulmuş bir müessesedir.

Günümüzde ise evliliği olağan bir sosyâl statü gereği olduğunu kabûl ediyoruz. Çünkü evlilik sadece temel medeni ihtiyaçları değil daha yüksek bazı başka ihtiyaçları da tatmin etmektedir. Örneğin entellektüel arkadaşlık, paylaşılan değerler, duygusal beraberlik, romantik sevgi, büyük cinsi hoşlanma gibi duyguları sayabiliriz.

İşbu yüksek ihtiyaçlar genellikle karışık duygulardır ve devamlı olarak aynı seviyede tatmin edilmeleri bu karışıklıklar yüzünden çok zordur. Devamlı olarak aynı seviyede tatmin edilmediği zaman sıkıntılara ve rahatsızlıklara yol açar.

İki:

Eşler erkeklik ve kadınlık rollerinde başarılı oldukları için tatminsizlik doğar. Toplumun erkek ve kadından beklediği görevleri eşler yerine getirdikleri takdirde insanlar evliliğin daha iyi yürüyeceğini sanırlar.

Kadıncıl, yumuşak yürekli, estetik, duygulu, anlayışlı ve boyun eğen bir kadının erkeksi, kuvvetli, idareci, karar verebilen bir erkeğe tam eş olması normâl değil midir?

Genellikle işbu vaziyet-i umumiye tam aksi istikâmette işler. Toplumun evli çiftlere biçtiği roller o kadar kısıtlı ve aynı zamanda o kadar çok şeyler beklenen vazifelerdir ki sonuçları gerçekten de bir şeyleri bitirici olabilir.

Günümüzde kadınlara biçilen çocuk doğurmak ve ev işlerini yapmaktan oluşan rol birçok kadını isyana sevketmiştir. Buna mukabil erkeğe biçilen reis olmak ve para kazanmaktan oluşan rol de o kadar baskı suçluluk iktidarsızlık ve yapmacıklıklar yaratır ki erkekler de artık böyle sonuçlardan kurtulmak istemektedirler.

Bu tarz erkeğe ve kadına biçilen rollerin meydana getireceği gerginlikler aile hayatına doğrudan tesir eder. Aslına bakarsanız erkekler ve kadınlar birbirleri üzerinde kendi şahsiyetlerinin tesirlerini bırakmakta ustadırlar. Yani olası bir boşanma durumunda kadın erkeğini erkek de kadınını kolayca unutamaz.

Üç:

Evlilik cinsî tatmin sahasında yeni fikirlere yol açtığı için tatminsizlikler başlar.

Evliliğin amaçlarından biri de sağlıklı bir cinsel yaşam sağlamaktır. Kelimeler ve hayaller bizlere cinsiyetin ne olduğu hakkında bazı fikirler verirler. Evli çiftler artık bir sürü yeni denemeler yapmak istemekte ve bu tecrübeler başarısız olduğu zaman bazı hayal kırıklıklarına uğramaktadırlar. Sadece orgazma erişmek onları tatmin etmemekte, her zaman olmasa bile insanları başka dünyalara götüren tecrübeler gibi orgazmdan daha yüksek olan duyguları da yaşamak istemektedirler. Bu yüzden de haftada yeteri kadar olagelen cinsî birleşmeler çiftleri artık tatmin edememektedir.

Dört:

Yeni ortaya çıkan “Kendini Bilme” tarzı davranışlar ihtilâli de beraberinde getirdiği için tatminsizlik doğar.

Bu yenilikten doğan yeni hayat şekilleri birçok insan için evlilik düşüncesinin değişmesine sebep olmuştur. Örneğin başkalarıyla olan ilişkiler hakkında tam olarak doğruyu söylemek genellikle evliliklere gerginlik getirir. Eşler birbirlerine doğruyu söylerken sanki bu doğruluk evliliği daha da zenginleştirecekmiş düşüncesiyle hareket ederler, hâl bu ki böyle şeyler dayanılması daha güç durumlar yaratır. Çoğunlukla doğru söylemenin anlamı kabahâti kendi üzerinden atarak sorumluluğu başkasına yüklemektir.

Hepsinin üstünde de bu yeni doğruluk kaidesi evliliklerde çok az görülen bir dostluk havasının beklenmesine yol açar ki evlilik böyle sıkı fıkı dostluklarla tehlikeye atılamayacak kadar önemli bir kurumdur. İnsanlar bu kadar önemi olan bir bağda böyle sonu belirsiz tehlikelere atılmamalıdırlar.

Beş:

Diğer evliliklerin neye benzediği hakkında hayaller kurulduğu için tatminsizlikler başlar.

Şahıslar hayatta nasıl bir taraflarını göstermek isterlerse evli çiftler de sadece kendi evliliklerinin en iyi taraflarını gösteren birer hayal kurmak isterler. Herkes hiçbir evliliğin mükemmel olmadığını bilir, herkesin kavga ettiğini ve hayal kırıklığına uğradığını bilir. Fakat bunun gerçekliğine rağmen diğer evliliklerin daha iyi olduğu zannına kapılarak kendi evliliklerini küçümserler. Eğer insanlar kendilerinden başka diğer insanların evliliklerinin hakkında bazı özel bilgileri edinebilselerdi başkalarının evliliklerinin değişik olmaktan ziyade aslında kendilerinin evlilikleriyle çok benzer özellikler taşıyor olduklarını görürlerdi.

Aşkın Gerçek Hikâyesi.. Bir Varmış, Bir Yokmuş…

Altı:

Evlilik bağını daha iyi zamanlarıyla kendi kendine karşılaştırmak tatminsizlik yaratır.

Eşlerin ilk evlendikleri zamanki veya evlenmeden önceki zamanlardaki hatıralarıyla o anki vaziyetleri karşılaştırılınca daha az romantik ve daha az heyecanlı görünebilir.

Bu sebep özellikle çocuğu olan aileler için doğrudur. Birçok kimse için en büyük değişiklik birinci çocuğun doğumuyla başlar. Hayatın bu noktasında bazı kısıtlamalar bir yerlerden gelir ve kadının bütün dikkâti annelik içgüdüsü sayesinde kocasından çocuğuna doğru yönelir. Cinsî birleşmeler zamanla azalır ve hayatın zorlukları çoğalır.

Ama muhtemelen evliliğin en önemli tatminsizlik unsuru kötü anları iyi ve güzel zamanlarla karşılaştırmaktır. Başarılı evliliklerin çok önemli anları mutlaka olur. Fakât bu güzel anlara sahip olacak kadar tâlihli olan çiftler bu anı uzatmaya ve bu tâlihli anlardan sonra basit zamanlara geri dönebilmeye yetenekli olamazlar. Hayatın devamlı olarak tatminkâr olmasını isterler. Lâkin devamlı bir istikrar elde etmek için bu tâlihli anları da ortadan kaldırmak gerekir, bu da evliliği dar bir sahaya sokar. İyi evlilikler devamlı aynı noktada olamazlar çünkü iyi olmaları için istenen ücret asgari ücretten çok daha yüksektir, günümüzdeki ekonomik gelişmeler bu yüksek ücreti karşılamaya çoğu zaman yetmez.

Bugün evlilik hakkında ister iyimser isterse kötümser konuşulsun, üzerinde çok konuşulan bir konu olarak herkesi daha fazla ümitlendirmiştir. Asıl hatırlanması zor olan nokta herhangi bir evlilik ister çok iyi olsun isterse de kötünün kötüsü olsun karşılık bulamayan ümitlerin hayal kırıklığına uzun süre dayanamaz. Eğer evlilik ne kadar iyi olursa bizim bazen o kadar kötü hissedemeyeceğimizi anlayabilirsek ayrılmaya kadar gidecek olan hadiseleri önleyebiliriz. Böyle bir anlayış da evliliğimizi bütün bir hayat boyu sürdürecek yeteneği bize verir. Yeter ki karşılıklı olarak anlayışlı ve şevkâtli olalım, birbirimizi kırmadan üzmeden isteklerimizi birbirimizle paylaşalım, kol kırılabilir ama yen her zaman içimizde kalmalıdır.

Bu içerik FİKİRLE formlarımız ile oluşturulmuştur. Siz de içerik ekleyebilirsiniz

Rapor et

Fikrinizi Öğrenebilirmiyiz?

Yazar : Romantik07

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Satranç Kitap İncelemesi : Stefan Zweig

Fitness ile Beslenme İlişkisinin İncelikleri