in

Son Dönemlerin En Çok Sorulan Sorusu : Astral Seyahat Nedir?

Son günlerde en çok merak edilen konular arasında yer alan astral seyahat, bilimsel olarak kanıtlanmamış bir eylemdir. Gerçekliği noktasında tek kanıt, astral seyahat yaptığını anlatan kişilerin gördükleri ve bu süreçte bedenen ya da ruhen hissettikleridir.

Peki astral seyahat bilimsel olarak kanıtlanmadıysa, hurafeden ibaret midir? Aslında anlatılanları dinleyince konu bambaşka boyutlara taşınmakta, tehlikesi tartışılmakta ve aynı şekilde dine uygun olup olmadığı noktasında çeşitli fikir alışverişleri de ortaya çıkmaktadır.

Terim olarak incelendiğinde; ruhun bedenden ayrılarak bulunduğu ortamda ya da bulunduğu ortamdan çok daha başka yerlerde yolculuğa çıkmasıdır. Ruh bedenden ayrıldıktan sonra (tamamen tecrübeye ve astral seyahat konusundaki yetkinliğe bağlı olarak) istediği takdirde dünyanın her yerinde bulunabilir, farklı zamanlara gidebilir, hatta başka gezegenlere dahi gidebilir. Bu ancak ve ancak düşünce gücü ile ilgilidir. Burada bilinmesi gereken belirli noktalar vardır. Belirli evrelerde kendini geliştiren kişi en yakınından başlayarak çeşitli yerlere ruhunu gönderebilir ve bu rüyalardan farklı olarak gerçekten kişinin kendisinin yaşadığı bir olaydır. Ruh bedene geri döndüğünde hayatına kaldığı yerden devam eder. Kişi kendine geldiğinde yaşadıklarını hatırlar.

Kişi bu seyahat de bilinç yerinde hareket eder, bu nedenle olan biten herşeyin farkındadır. Aynı zamanda zaman, mekan, nesne kavramı ortadan kalkar. Ruh duvarlardan geçebilir, kapıya gerek yoktur.

Astral Seyahat Tehlikeli midir?

Birtakım tehlikelerin varlığını, internetten biraz araştırıp yorumlara bakınca anlayabiliyorsunuz. Başta eğlenceli gibi görünse de; farklı bir boyutta seyahat edilmesi sebebi ile normalde görmediğimiz varlıkları görebilme imkanı olduğu açık. Tabi bu bile kulağa korkunç geliyor. Şöyle kısa bir düşünecek olursak; normalde görmediğimiz bir varlığı görme ihtimali var neticede. Peki neye benzediğini bilmediğimiz bu varlıklar düşüncede bile korkutmaya yetiyor ise görmeye ne gerek var diyenlerin sayısı doğal olarak oldukça fazla. Ancak “fazla meraktan başıma bir şey gelmez” diyenler deneme yanılma yapmışlar ve bunu sanal ortamlarda da paylaşmışlar güzelce.

Örneğin, bu seyahat sırasında bu varlıklar sebebi ile korkanların sayısı oldukça fazla. Çünkü zihin bulandırma konusunda oyun kabiliyetleri söz konusu. Tabi ki bu durum, astral seyahata çıkan kişinin psikolojisinin bozulmasına sebep olmaktadır. Şiddetli korku başlı başına bir etken iken, üzerine zihnin bulanması akli düşünme yeteneğini kaybetmeye kadar gidebilmektedir. Ama onlarla karşılaşmadan gezip dolaşanlar da çok.

Insanın ruhu söylemlere göre gümüş bir kemer ile bedene bağlıdır. Astral seyahate çıkan kişi bu kemeri kırdığı anda seyahat söz konusu olsa bile ruh bedene geri dönemez ve ölüm olur. Bu da işin bilinçsizliğini gösterir. Esasında insanoğlunun bu denli merakı inançtan öte akılları karıştırmaktan öte gitmemektedir. Ihtimalde ölüm v.b durumların dahi gerçekleştiği bu durum karşısında ısrarla sonu meçhul bir deneyimi gerçekleştirmek isteyenleri anlamak da aklı zorlamaktadır.

Astral Seyahat Nasıl Yapılır?

Bununla ilgili dikkati çeken ilk durum, aslında her insanın farkında olmadan astral seyahate çıktığıdır. Her insan rüyasından bir uçurumdan atlamış, yuvarlanmış gibi uyanmıştır. 10 kişiden belki 8-9 unda görülen bir durumdur. Işte ilk belirtisi budur. Ruh seyahatini yapmıştır ve bedene döndüğünde etkisi herhangi bir yükseklikten düşmek gibidir. Uyandığında vücudunda şişlik ya da uyuşma ortaya çıkması diğer belirtileridir ve çoğu kimse bunu anlamlandıramaz. Açıkçası burada “ ölüm ve uyku birdir” diyen annemi çok iyi anlamış bulunuyorum. Ancak astral seyahat, yapılan açıklamalar doğrultusunda rüyadan oldukça farklı biz düzlemdir. Rüya bilimsel gerçekliği olan bir durumdur. Astral seyahat ise kesinlikle bilimsel değildir, kanıtlanmamıştır ve deneyimlerini anlatan kişilerin söylemlerinden ibarettir.

Kaderin Yazılması İle Sirius Yıldızı Arasındaki İlişki ve Kadim Medeniyetler İçin Önemi

Astral Seyahat Teknikleri

Her ne kadar bilimsel olmasa da;

  • Hazırlık,
  • Klasik yöntem,
  • Ters algı,
  • Yardımcı etkenler,
  • Hipnoz,
  • Su altı yöntemi,
  • Hedefleme,
  • Kendiliğinden meydana gelme gibi teknikleri vardır.

Dinde Yeri Var Mıdır?

Bununla ilgili niyet fetva vermek değildir ancak İslamiyet’ in akla ve bilime çok büyük bir önem veren din olduğu muhakkaktır. Öncelikle Kur’an-ı Kerim tercümelerinde akıl ve bilimden uzaklaşılmaması gerektiği, müslüman olan kişilerin ise esas vasıflarından birisinin bilim ışığında düşünebilen insanlar olduğudur. Ayetlerle de sabit olan bu durum, bizlere astral seyahat ve benzeri çalışmaları işaret etmemektedir. Aksine; insanın aklına, ruhuna, bedenine zarar verecek her çalışma büyü dahil lanetlenmiştir.

Cahiliye döneminde özellikle cinlerle irtibatının olduğunu söyleyen ve insanları bu şekilde etkisi altına alan kişiler Peygamber Efendimiz tarafından lanetlenmiştir. Gerçek bir müslümanın sadece din ve bilim ışığında hareket edebileceğini, dileklerini sadece Allah’tan dileyebileceğini açıkça ifade etmiştir. İlmin kapısı Hz.Ali’ yi de bu konuda insanlara örnek göstermiştir.

Hal böyle iken, bilimsel olarak kanıtlanmamış bir astral seyahat çalışmasına vakit ayırmak caiz midir? Diye sorarsak Hz. Peygamber’in sünneti, Ehli Beyt’in hayatı, Kur’an ayetleri cevaben yeterlidir.

Biz her zaman bilimin ışığında hareket eden insanlara örnek olabilmeli ve bilimsel olarak kanıtlanmayan hiç bir maceranın peşine düşmemeliyiz. Her ne kadar söylemler var ise de; akıl bilime gebedir. Bilim ise her geçen gün Kur’an ayetlerinin gören gözlerimize ispatı niteliğindedir.

Bu içerik FİKİRLE formlarımız ile oluşturulmuştur. Siz de içerik ekleyebilirsiniz

Rapor et

Fikrinizi Öğrenebilirmiyiz?

Yazar : Carpediem

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Mutfak Dekorasyonu ve Feng Shui

Düşünceli Olmak Ayrıcalıktır!